GÜNCEL JEOPOLİTİK KRİZLERİ VE SORUNLARI MACKİNDER VE MAHAN İLE YENİDEN OKUMAK
RE-READING CONTEMPORARY GEOPOLITICAL CRISES AND CONFLICTS THROUGH MACKINDER AND MAHAN
Prof. Dr. Sabri KARADOĞAN
Dicle Üniversitesi, Ziya Gökalp Eğitim Fak. Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı, Diyarbakır
skaradogan@gmail.com, 0000-0002-0680-5745
ÖZET
Bu çalışma, 21. yüzyılda giderek karmaşıklaşan ve şiddetlenen küresel güç mücadelesini, bilhassa Ukrayna ve Ortadoğu krizleri ekseninde, Sir Halford Mackinder’in "Kara Hakimiyet (Kalpgâh/Heartland) Teorisi" ve Alfred Thayer Mahan’ın "Deniz Hakimiyet Teorisi" üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır. Teknolojik ilerlemelere ve küreselleşmeye rağmen, klasik jeopolitik teoriler devletlerin stratejik davranışlarını ve uluslararası ilişkilerin yönünü açıklamakta güncelliğini ve geçerliliğini korumaktadır.
Çalışmada ilk olarak, Mackinder'in Avrasya'nın merkezini (Heartland) kontrol edenin dünyaya hükmedeceği tezi ile Mahan'ın deniz ticaret yollarını, okyanusları ve stratejik kilit geçitleri (chokepoints) denetim altında tutan gücün küresel hegemonyaya ulaşacağı yönündeki görüşleri kuramsal bir çerçeve olarak ele alınmaktadır.
Bu teorik zemin ışığında Birinci Vaka Analizi olarak incelenen Ukrayna Savaşı; Doğu Avrupa'yı kontrol ederek Kalpgâh'ı (Heartland) kendi nüfuzu altında konsolide etmeye çalışan bir kara gücü (Rusya) ile onu çevrelemeye ve genişlemesini durdurmaya çalışan deniz/kenar kuşak ittifakının (ABD/NATO) yapısal bir çarpışması olarak değerlendirilmektedir. İkinci Vaka Analizi'nde ise, Ortadoğu'daki güncel krizler, ABD-İsrail-İran denklemi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler Mahan'ın deniz gücü teorisi bağlamında incelenmektedir. Küresel enerji arzının ve deniz ticaretinin önemli bir lokasyonu olan Hürmüz Boğazı gibi kilit deniz geçitlerinin kontrolü, deniz güçlerinin küresel etki gücü açısından hayati bir stratejik öneme sahiptir. Bölgedeki güç mücadelesi, deniz yollarının açık tutulmasını ve "kurallara dayalı" sistemin devamlılığını sağlamaya çalışan deniz gücü ABD (ve bu mimarideki önemli müttefiki İsrail) ile bölgesel bir güç olarak bu ulaştırma hatlarını kontrol etme potansiyeline sahip İran arasındaki bir jeopolitik rekabeti yansıtmaktadır.
Sonuç olarak bu çalışma, birbirinden bağımsız gibi görünen Ukrayna ve Ortadoğu krizlerinin aslında kara ve deniz güçleri arasındaki tarihsel rekabetin günümüzdeki farklı coğrafi yansımaları olduğunu ve devletlerin stratejik planlamalarında Mackinder ve Mahan'ın belirlediği coğrafi zorunlulukların (imperative) günümüz sorunlarını anlamak için hâlâ güçlü bir perpektif sunduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar kelimeler: Jeopolitik, Halford Mackinder, Kalpgâh (Heartland) Teorisi, Alfred Thayer Mahan, Deniz Hakimiyet Teorisi, Ukrayna Savaşı, Ortadoğu Krizleri, Hürmüz Boğazı.
ABSTRACT
This study aims to analyze the increasingly complex and intensifying global power struggle of the 21st century—particularly through the lens of the Ukraine and Middle East crises—by employing Sir Halford Mackinder’s “Heartland Theory” and Alfred Thayer Mahan’s “Sea Power Theory.” Despite technological advancements and globalization, these classical geopolitical theories continue to retain their relevance and explanatory power in understanding the strategic behavior of states and the direction of international relations.
The study first establishes a theoretical framework by examining Mackinder’s thesis that the power controlling the center of Eurasia (the Heartland) will dominate the world, and Mahan’s argument that the power commanding sea trade routes, oceans, and strategic chokepoints will achieve global hegemony.
Within this theoretical framework, the first case study—the War in Ukraine—is interpreted as a structural clash between a land power (Russia) attempting to consolidate the Heartland under its influence by controlling Eastern Europe, and a sea/rimland alliance (the United States and NATO) seeking to contain it and halt its expansion. In the second case study, current crises in the Middle East, the US-Israel-Iran equation, and tensions around the Strait of Hormuz are analyzed in the context of Mahan’s sea power theory. The control of critical maritime chokepoints such as the Strait of Hormuz—vital for global energy supply and maritime trade—holds strategic importance for sea powers in terms of their global influence. The power struggle in the region reflects a geopolitical rivalry between the United States (the leading sea power, along with its key ally Israel), which seeks to keep sea lanes open and maintain the “rules-based” international system, and Iran, a regional power with the potential to control these vital maritime routes.
In conclusion, this study demonstrates that the Ukraine and Middle East crises, which may appear unrelated at first glance, are in fact different geographical manifestations of the historical competition between land and sea powers. It further argues that the geographical imperatives defined by Mackinder and Mahan still provide a powerful perspective for understanding contemporary geopolitical challenges in states’ strategic planning.
Keywords: Geopolitics, Halford Mackinder, Heartland Theory, Alfred Thayer Mahan, Sea Power Theory, War in Ukraine, Middle East Crises
GİRİŞ
Jeopolitiğin Geri Dönüşü ve Kavramsal Çerçeve
Jeopolitik, en temel tanımıyla coğrafi faktörlerin uluslararası ilişkilerdeki güç ilişkileri ve devlet davranışları üzerindeki etkisinin analiz edilmesidir (Development of Critical Geopolitics). Devletlerin çıkarlarını güvence altına almaları ve stratejilerini şekillendirmelerinde coğrafya her zaman kurucu bir çerçeve işlevi görmüştür (Kumar, 2025). 21. yüzyılda küreselleşmenin getirdiği ekonomik karşılıklı bağımlılık, siber uzay ve ileri teknoloji ürünü silah sistemleri gibi gelişmelerin klasik jeopolitiği ve coğrafi sınırları önemsizleştirdiği iddia edilse de, devletlerarası güç mücadelesinde coğrafyanın ve alan kontrolünün belirleyiciliği varlığını güçlü bir şekilde sürdürmektedir (Sk & Qamar, 2023).
Jeopolitik düşünür Nicholas Spykman'ın meşhur ifadesiyle "Coğrafya tartışmaz. Sadece oradadır" gerçeği, devletlerin stratejik hesaplamalarında kalıcı bir kural olmaya devam etmektedir (Spykman, 1938), (The Conflict of Land and Sea in Geopolitics). Teknolojinin ve küresel bağlantıların coğrafyayı iptal ettiği yönündeki argümanlar bir yanılgıdan ibarettir; zira gerçek uluslararası ilişkiler, gerçek coğrafi mekânlar üzerinde gerçekleşmekte ve uluslararası sistemin doğası kara ve deniz güçlerinin bitmek bilmeyen tarihsel rekabeti üzerinden şekillenmektedir (Gray, 2004), (The Conflict of Land and Sea in Geopolitics). Teknolojik ilerlemeler yalnızca gücün projeksiyon biçimlerini değiştirmiş, ancak büyük güçlerin kara ve deniz hakimiyeti kurma arzularını ortadan kaldırmamıştır (Kumar, 2025).
Çalışmanın Amacı ve Kapsamı
Bu çalışmanın temel amacı, günümüzde uluslararası sistemi derinden sarsan Ukrayna Savaşı ve Ortadoğu'daki güncel krizleri (özellikle ABD-İsrail-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı düğüm noktası), klasik jeopolitik kuramlar olan Sir Halford Mackinder'in Kara Hakimiyet Teorisi (Heartland) ve Alfred Thayer Mahan'ın Deniz Hakimiyet Teorisi (Sea Power) bağlamında yapısal bir güç mücadelesi olarak yeniden okumaktır.
Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı, basit bir bölgesel anlaşmazlık veya sınır çatışması değil; "Heartland" (Kalpgâh) ile "Rimland" (Kenar Kuşak) kesişiminde yer alan stratejik kilit noktası Ukrayna üzerinden, kara gücü ile deniz/kenar kuşak güçleri (ABD ve NATO) arasında yaşanan yapısal bir jeopolitik çarpışmanın en canlı örneğidir (Zhao, 2025). Rusya'nın Kalpgâh'taki çıkarlarını NATO tehdidine karşı konsolide etme çabası, bu klasik rekabetin modern bir tezahürüdür (Zhao, 2025).
Diğer taraftan Ortadoğu'daki krizler, ABD'nin bölgesel ittifak mimarisi, İsrail-İran denklemi ve küresel enerji arzının şahdamarı olan Hürmüz Boğazı gibi kilit geçitlerin (chokepoints) kontrolü, Mahan'ın deniz gücü vizyonu çerçevesinde karşılık bulmaktadır (Sk & Qamar, 2023). Hint Okyanusu, Basra Körfezi ve Arap Denizi'ndeki jeopolitik sarsıntılar ve Hürmüz Boğazı gibi dar geçiş yollarındaki rekabet, deniz yollarının kontrolünün küresel hegemonyanın anahtarı olduğunu savunan deniz hakimiyeti stratejisinin bir yansımasıdır (Bakare & Toor, 2019).
Bu bağlamda eldeki makale, birbirinden coğrafi olarak bağımsız gibi görünen Ukrayna ve Ortadoğu krizlerinin; aslında Avrasya'nın merkezinden dışarıya baskı yapan bir kara gücü refleksi ile küresel deniz ticaret yollarını güvence altına alarak statükoyu korumaya çalışan deniz gücü stratejisinin aynı küresel satranç tahtasındaki çatışan eylemleri olduğunu ortaya koymaktadır.
KURAMSAL ÇERÇEVE: KARA VE DENİZİN BİTMEYEN REKABETİ
Sir Halford Mackinder ve Kara Hakimiyet Teorisi (Heartland)
Modern jeopolitiğin kurucu babalarından kabul edilen İngiliz coğrafyacı Sir Halford Mackinder, 1904 yılında yayımladığı "Tarihin Coğrafi Mihveri" (The Geographical Pivot of History) adlı ufuk açıcı çalışmasıyla uluslararası güç mücadelesini anlamlandırmada kara gücünün merkeziliğini ortaya koymuştur (Živec, 2018). Mackinder, dünyayı kapalı bir stratejik sistem olarak tasavvur etmiş ve yeryüzünü Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birleşiminden oluşan devasa bir "Dünya Adası" (World-Island) ile onu çevreleyen kenar kuşaklar olarak bölmüştür (Bakare & Toor, 2019). Bu Dünya Adası'nın merkezinde ise, deniz güçlerinin müdahalesine tamamen kapalı, doğal kaynaklar açısından son derece zengin ve etrafı doğal savunma hatlarıyla çevrili olan "Kalpgâh" (Heartland) yer almaktadır (Živec, 2018). Mackinder, demiryolu teknolojisindeki gelişmelerin kara güçlerine eşi görülmemiş bir mobilizasyon sağladığını belirterek, Kalpgâh'ı kontrol eden devletin, deniz güçlerinin tarihsel avantajını ortadan kaldırarak küresel bir hegemonya kurma potansiyeline sahip olduğunu savunmuştur (Fettweis, 2000).

Şekil:1. Mackinder’in Kara Hakimiyet Teorisi: “Doğu Avrupa’yı elinde tutan Heartland’e egemen olur, Heartland’i elinde tutan Dünya Adasına egemen olur, dünyanın bu adasını elinde tutan dünyaya egemen olur.”
Mackinder'in bu vizyonu, 1919'da yayımlanan Demokratik İdealler ve Gerçeklik adlı eserinde uluslararası ilişkiler literatürünün en meşhur jeopolitik formülüne dönüşmüştür: "Doğu Avrupa'ya hükmeden Kalpgâh'a hükmeder; Kalpgâh'a hükmeden Dünya Adası'na hükmeder; Dünya Adası'na hükmeden dünyaya hükmeder" (Fettweis, 2000). Bu bağlamda, Avrasya'nın merkezindeki topraklar ve özellikle Doğu Avrupa'nın kilidini elinde tutmak, sadece bölgesel bir hakimiyet meselesi değil, doğrudan doğruya küresel hegemonyanın yapısal bir önkoşulu olarak kabul edilmiştir (Bakare & Toor, 2019).
Alfred Thayer Mahan ve Deniz Hakimiyet Teorisi
Mackinder'in karaya dayalı hegemonya vizyonunun tam karşısında, Amerikalı stratejist ve deniz subayı Alfred Thayer Mahan'ın "Deniz Hakimiyet Teorisi" konumlanmaktadır. Mahan, 1890 yılında yayımlanan Deniz Gücünün Tarih Üzerine Etkisi adlı eserinde, bir ulusun zenginliğinin, gücünün ve nihai olarak uluslararası sistemdeki hakimiyetinin okyanusları kontrol etmekten geçtiğini ileri sürmüştür (Varacalli, 2016). Mahan'a göre "deniz gücü" (sea power) salt askeri bir donanma varlığından ibaret değildir; üretim, bu üretimi taşıyacak güçlü bir ticaret filosu ve hammadde/pazar akışını güvenceye alacak koloniler ya da üslerden oluşan ekonomik ve stratejik bir sac ayağıdır (Varacalli, 2016; Sherazi vd., 2020). Okyanusları, ticaretin ve uluslararası iletişimin sağlandığı "geniş ve ortak bir otoyol" olarak nitelendiren Mahan, küresel refahı elinde tutmanın tek yolunun açık denizlerin, ticaret yollarının ve stratejik kilit geçitlerin (chokepoints) kontrol altına alınmasından geçtiğini savunmuştur (Sk & Qamar, 2023).

Şekil:2. Alfred Thayer Mahan’ın “Deniz Hakimiyet” teorisine göre Dünya’nın kalbi ve önemli su geçitleri
Mahan'ın bu teorik vizyonu, Amerika Birleşik Devletleri'nin 20. yüzyıla girerken kendi kabuğundan çıkıp küresel bir aktör haline gelmesinde entelektüel bir omurga işlevi görmüştür (Varacalli, 2016). Başkan Theodore Roosevelt gibi liderlerin başucu kitabı olan bu doktrin, Amerikan emperyalizminin ve büyük stratejisinin temellerini atmıştır (Kaplan, 2013). Bu vizyonun doğrudan bir yansıması olarak günümüzde dahi ABD'nin küresel stratejisi; dünyadaki deniz geçiş yollarının (boğazların ve kanalların) kontrol altında bulundurulması, deniz ulaştırma hatlarının emniyetinin sağlanması ve denizlerdeki "seyrüsefer serbestisinin" korunması üzerine bina edilmiştir (Cropsey & McGrath, 2018). Mahan'ın mantığıyla, deniz yollarında kurulacak bir egemenlik, uluslararası serbest ticaret düzeninin sürdürülmesini ve gücü elinde bulunduranın küresel siyaseti şekillendirmesini garanti altına alacaktır.
UKRAYNA KRİZİ VE "KALPGÂH"A HÂKİM OLMA MÜCADELESİ
Doğu Avrupa'nın Kilidi Olarak Ukrayna
Ukrayna, Avrupa kıtasının stratejik bir merkezinde ve tam olarak Mackinder'in tasvir ettiği "Kalpgâh" (Heartland) ile "Kenar Kuşak" (Rimland) hattının kesişim noktasında yer almaktadır (Zhao, 2025). Mackinder'in "Doğu Avrupa'ya hükmeden Kalpgâh'a hükmeder; Kalpgâh'a hükmeden Dünya Adası'na hükmeder" şeklindeki meşhur formülüne göre, Doğu Avrupa'nın kontrolü, Heartland'in güvenliği ve Avrasya'ya hâkimiyet için vazgeçilmez bir jeopolitik zorunluluktur (Mackinder, 1943). Bu stratejik denklemde Ukrayna, Doğu Avrupa hâkimiyetinin "kilit ülkesi" konumundadır ve Rusya'nın bu kilidi açmadan veya Ukrayna'yı kendi nüfuz alanında tutmadan uluslararası sistemde yalnızca "ikincil bir güç" (secondary power) statüsünde kalması kaçınılmaz bir sondur (Hochberg & Hochberg, 2023), (Babahanoğlu, 2024). Nitekim günümüzde Rus dış politikasının Ukrayna üzerindeki ısrarı, Mackinder'in Doğu Avrupa'nın Kalpgâh'a giden yoldaki merkeziliğine dair öngörülerini tartışmasız bir biçimde doğrulamaktadır (Kumar, 2024).
Kara Gücü (Rusya) ile Deniz/Kenar Kuşak Gücünün (ABD/NATO) Çarpışması
Rusya-Ukrayna Savaşı, yalnızca komşu iki Doğu Slav ülkesi arasındaki basit bir sınır veya tarihsel kimlik anlaşmazlığı değil; aksine Rusya (Kara gücü) ile ABD önderliğindeki NATO (Deniz/Kenar Kuşak gücü) arasında Soğuk Savaş'tan bu yana biriken uzun vadeli yapısal çelişkilerin topyekûn bir patlamasıdır (Zhao, 2025). ABD'nin küresel güvenlik stratejisinin temel bir itici gücü olan NATO'nun doğuya doğru genişlemesi, deniz güçlerinin kara gücünün merkezine (Heartland) nüfuz etme ve Rusya'nın stratejik manevra alanını daraltma çabası olarak okunmalıdır (Zhao, 2025).
Buna karşılık Rusya'nın 2014'teki Kırım ilhakı ve ardından 2022'de başlattığı geniş çaplı askerî müdahalesi; Batılı siyasi ve askerî kurumların (NATO ve AB) kendi geleneksel nüfuz bölgesine (near abroad) yerleşmesini engellemeyi amaçlayan bir "savunmacı jeopolitik" (defensive geopolitics) refleksi ve jeopolitik alanını konsolide etme eylemidir (Firmansyah vd., 2025). Krizin özünde; Kalpgâh'ı kuşatan deniz güçleri (ABD/Batı) ile merkezden dışarıya doğru baskı yaparak kendi güvenlik tamponunu kurmaya çalışan kara gücü (Rusya) arasındaki klasik bir jeopolitik satranç oyunu yatmaktadır (Zhao, 2025). Batılı güçlerin Ukrayna'ya sağladığı yoğun askerî ve ekonomik destek, Rusya'nın Avrasya'da (Heartland) tek bir hegemonik güç olarak birleşmesini önleme ve deniz/kenar kuşak ittifakının küresel güç dengesini kendi lehine koruma stratejisinin doğrudan bir sonucudur (Hochberg & Hochberg, 2023).
ORTADOĞU KRİZLERİ, ABD-İSRAİL-İRAN DENKLEMİ VE DENİZ YOLLARININ KONTROLÜ
Deniz Hakimiyet Teorisi Işığında Hürmüz Boğazı ve Arap Yarımadası
Ortadoğu ve Arap Yarımadası, Alfred Thayer Mahan'ın Deniz Hakimiyet Teorisi bağlamında küresel gücün ve zenginliğin anahtarı olan en kritik coğrafi düğüm noktalarını barındırmaktadır. Mahan, bir ulusun zenginliğinin ve uluslararası sistemdeki küresel hegemonyasının okyanusları ve deniz ticaret yollarını, özellikle de kilit geçitleri (chokepoints) kontrol etmekten geçtiğini vurgulamıştır (Teixeira Moreira, 2012). Günümüzde küresel petrol sevkiyatının ve uluslararası ticaretin büyük bir bölümü Süveyş Kanalı, Bab-ül Mendep ve Hürmüz Boğazı gibi dar ve stratejik geçitlerden akmaktadır (Bakare & Toor, 2019). Hint Okyanusu'nu Akdeniz'e bağlayan bu deniz ulaştırma hatları, sadece bölgesel bir zenginlik değil, aynı zamanda küresel ekonominin ve enerji akışının şahdamarıdır (Bakare & Toor, 2019). Bu boğazlar ve geçiş yolları transit geçişe açık tutulduğu müddetçe deniz güçlerinin hegemonyası sürdürülebilirken; bu dar geçitlerin kontrol altına alınması, deniz hakimiyetinin ve küresel gücün en temel önkoşulu olarak karşımıza çıkmaktadır (Çiçekçi, 2021).
İran'ın Revizyonist Gücü ve Hürmüz Boğazı Krizi
Küresel enerji akışının merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi, günümüzde statükoyu korumaya çalışan deniz gücü ile karasal bir revizyonist güç (İran) arasındaki asimetrik mücadelenin ana sahnesidir. İran'ın Basra Körfezi'ndeki asimetrik hamleleri ve Hürmüz Boğazı'nı kapatma yönündeki çabaları, uluslararası deniz ulaştırma hatlarının (SLOCs) güvenliğine yönelik doğrudan bir müdahele potansiyeli taşımaktadır (Abo Rezeg, 2019). İran'ın bölgede dengeleri değiştiren, füzeler ve insansız hava araçlarıyla vekil güçleri (proxies) üzerinden deniz ticaretini hedef alan eylemleri, ABD'nin deniz hegemonyasına ve küresel serbest ticaret düzenine açık bir meydan okumadır (US National Security Strategy, 2022). Mahan'ın teorik merceğinden bakıldığında, karasal bir gücün deniz ulaşım yollarına yönelik bu tür girişimleri, küresel deniz gücünün çıkarlarını zedeleyen ve deniz geçiş yollarının emniyetine dayanan hegemonyayı sarsan kritik stratejik hamlelerdir (Bakare & Toor, 2019).
ABD ve İsrail'in Deniz/Kenar Kuşak Stratejisi
ABD'nin Ortadoğu'daki büyük stratejisi; İsrail ve Körfez ülkeleriyle geliştirilen ittifak mimarisi üzerinden deniz geçiş yollarını (Bab-ül Mendep'ten Hürmüz'e kadar) güvence altına almayı ve İran'ın bölgesel nüfuzunu (Belki de dolaylı olarak Rusya’nın ve Çin’in) çevrelemeyi hedeflemektedir (US National Security Strategy, 2022). 2020 yılında İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords), bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiren, Arap jeopolitiğine yeni bir form kazandıran ve deniz/kenar kuşak ittifakını tahkim eden önemli bir köşe taşıdır (Çiçekçi, 2021). Bu jeopolitik kurguda İsrail, sahip olduğu konumla Arap kalpgâhının Akdeniz'e çıkışını denetleyen ve sınırlandıran stratejik bir kuzey kenar kuşak (Rimland) kalesi olarak işlev görmektedir (Çiçekçi, 2021). Spykman'ın Kenar Kuşak teorisi ve Mahan'ın deniz gücü vizyonuyla uyumlu olarak ABD ve İsrail eksenindeki bu blok, kara gücünün uzantısı konumundaki aktörlerin deniz ulaştırma hatlarına inerek küresel deniz güçlerinin çıkarlarını tehdit etmesini engelleyen bir çevreleme stratejisi yürütmektedir (Kumar, 2025).
SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME
Klasik Teorilerin Güncelliği
21. yüzyılda siber uzay, nükleer silahlar, insansız hava araçları ve gelişmiş havacılık teknolojilerindeki devasa devrimlere rağmen, klasik jeopolitik kuramların devlet davranışlarını ve uluslararası sistemi açıklamadaki geçerliliği ortadan kalkmamıştır. Teknolojinin ve küreselleşmenin coğrafyayı ve fiziksel mesafeyi önemsizleştirdiği veya iptal ettiği yönündeki argümanlar, günümüz krizlerinin somut gerçekliği karşısında "makul bir yanılgı" olmaktan öteye gidememektedir. Ukrayna ve Ortadoğu krizlerinin doğası incelendiğinde, devletlerin bugün de tıpkı geçmiş asırlarda olduğu gibi toprağa, stratejik boğazlara (chokepoints) ve sıcak denizlere erişim sağlamak ya da buralardaki mevcut statükoyu korumak uğruna savaştığı açıkça görülmektedir. Modern savaşların hibrit veya siber nitelikler taşıması coğrafyanın stratejik önemini yok etmemiş; aksine siber uzay bile dijital Kenar Kuşaklar (Rimlands) ve siber-Kalpgâhlar (Heartlands) yaratarak Mackinder ve Mahan'ın teorilerinin günümüze uyarlanmış "ağ bağlantılı" (networked) versiyonlarını ortaya çıkarmıştır. Kısacası, teknolojik ilerlemeler yalnızca gücün yansıtılma araçlarını değiştirmiş, ancak devletlerin toprağa ve stratejik alan kontrolüne dayalı güvenlik zorunluluklarını değiştirmemiştir.
Geleceğe Dair Öngörüler
Uluslararası sistemin ve küresel güç dengesinin geleceği, ABD'nin başını çektiği okyanus/deniz güçleri ile Rusya, Çin ve potansiyel olarak İran gibi Avrasyalı kara güçleri arasındaki bu tarihsel jeopolitik fay hattı üzerinden şekillenmeye devam edecektir. Mackinder'in Kalpgâh (Heartland) ve Mahan'ın Deniz Gücü teorileri ışığında bakıldığında; Avrasya'nın merkezini konsolide etmeye çalışan revizyonist kara güçleri ile (Rusya'nın Ukrayna üzerinden Doğu Avrupa kilidini kırma çabası, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ile karasal ulaştırma hatlarını birleştirmesi, İran'ın Ortadoğu'da karasal nüfuzunu deniz geçitlerine yayması), bu güçleri Kenar Kuşak üzerinden çevrelemeye ve deniz yollarının emniyetini sağlamaya çalışan deniz ittifakı (ABD, NATO ve bölgesel müttefikleri) arasındaki yapısal rekabetin daha da derinleşmesi kaçınılmazdır.
Küresel satranç tahtasında, deniz ulaştırma hatlarının açık tutulması ve Avrasya'da tek bir kara hegemonunun ortaya çıkmasının engellenmesi (Offshore Balancing / Açık Deniz Dengelemesi), Batılı deniz güçlerinin temel büyük stratejisi olmaya devam edecektir. Buna karşılık kara güçlerinin de kendi jeopolitik güvenlik tamponlarını oluşturma ve etki alanlarını kenar kuşaklara, dar deniz geçitlerine ve okyanuslara doğru genişletme refleksi, Ukrayna'da ve Ortadoğu'da olduğu gibi yeni krizleri tetiklemeyi sürdürecektir. Netice itibarıyla, birbirinden bağımsız gibi algılanan bu güncel krizler, aslında aynı yapısal jeopolitik rekabetin farklı cepheleri olup, 21. yüzyılın seyrinin karasal güç vizyonu ile okyanus gücü vizyonu arasındaki bu kadim ve bitmek bilmeyen çekişme tarafından tayin edileceğini göstermektedir.
KAYNAKLAR
Babahanoğlu, V. (2024). Putin dönemi Rus dış politikası ve Ukrayna: Mackinder'in kalbi kalpgâh. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 19(2), 378-400. https://doi.org/10.17153/oguiibf.1299347
Bakare, N., & Toor, M. R. (2019). Revisiting Mackinder’s Heartland Theory: Identifying the emergence of a complex power competition in the Indian Ocean region. Przegląd Strategiczny, 12, 43-58. https://doi.org/10.14746/ps.2019.1.3
Brzezinski, Z. (1997). The grand chessboard: American primacy and its geostrategic imperatives. Basic Books.
Cropsey, S., & McGrath, B. (2018). Maritime strategy in a new era of great power competition. Hudson Institute Publications.
Development of critical geopolitics. (t.y.).
Fellegi, B. (2022). The conflict of land and sea in geopolitics comparing the geopolitical thinking of Halford Mackinder and Alfred Mahan (1890-1914). Journal of International Relations and Political Science Studies, (4), 1-18.
Fettweis, C. J. (2000). Sir Halford Mackinder, geopolitics, and policymaking in the 21st century. Parameters, 30(2), 58-71.
Firmansyah, A. M., Rezasyah, T., & Wibawa, S. (2025). Geopolitics of Russia's Heartland and its relation to Russkiy Mir ideology. Jurnal Locus: Penelitian & Pengabdian, 4(7), 4542-4556.
Gray, C. S. (2004). In defence of the Heartland: Sir Halford Mackinder and his critics a hundred years on. Comparative Strategy, 23(1), 9-25. https://doi.org/10.1080/01495930490274454
Kaplan, R. D. (2013). The revenge of geography: What the map tells us about coming conflicts and the battle against fate. Random House Trade Paperback Edition.
Kumar, R. (2025). A comparative geopolitical study of Heartland and Rimland theories in shaping national security strategies. ShodhPatra: International Journal of Science and Humanities, 2(12), 167-173.
Mackinder, H. J. (1943). The round world and the winning of the peace. Foreign Affairs, 21(4), 595-605. https://doi.org/10.2307/20029780
Mead, W. R. (2014). The return of geopolitics. Foreign Affairs, 93(3), 69-79.
Sherazi, T. Z., Khan, A., & Khan, H. U. (2020). Great water wall in South China Sea: Maritime designs of China under Mahan’s theory of sea power. Liberal Arts and Social Sciences International Journal (LASSIJ), 4(2), 278-293. https://doi.org/10.47264/idea.lassij/4.2.22
Sk, M. M., & Qamar, S. (2023). Geopolitical dynamics in the 21st century: Revisiting the Heartland Theory's relevance. International Journal for Multidisciplinary Research (IJFMR), 5(4).
Spykman, N. J. (1938). Geography and foreign policy, II. The American Political Science Review, 32(2), 213–236. https://doi.org/10.2307/1948667
The White House. (2022). National security strategy. Washington, DC.
Ušiak, J., Klačko, Ľ., & Šostáková, I. (2021). Central Europe between the great powers: Contemporary foreign-policy orientation. Politics in Central Europe, 17(1), 143. https://doi.org/10.2478/pce-2021-0007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder